BABAMIN TARLASINDA YABANCIYIM
BABAMIN TARLASINDA YABANCIYIM
Babamın tarlasına otuz yıl sonra döndüm.
Yolun yarısını belediye asfaltlamış,
öbür yarısını keçiler unutmuştu.
Çocukken altında uyuduğum dut ağacının
yerinde bir elektrik direği vardı.
Üzerine kayıp ilanı asılmıştı:
Bir köpek. Adı Bereket.
Komşu, beni babama benzetti.
Sevinmedim.
Babam da kendisine benzetilen adamlardan
pek hoşlanmazdı.
Tarlanın sınırını sordum.
Çapasıyla ileriyi gösterdi.
“Eskiden şu taşa kadardı,” dedi.
Taş yoktu.
“Taşı kim aldı?”
“Yola kattılar.”
Babam her eylül
buğdayın iyisini tohumluk ayırırdı.
Biz kepekli undan ekmek yerdik.
Annem buna tedbir derdi.
Bir kışı ötekine borçlanarak geçirirdik.
Tapuyu cebimden çıkardım.
Dört dönüm yazıyordu.
İki dönümü yol olmuştu.
Kâğıt hâlâ dört dönümdü.
Komşu, “Bu yıl bereketli geçti,” dedi.
Ambarını gösterdi.
Bizim tarlanın yerinde
kamyonlar geçiyordu.
Akşama doğru toprağı eşeledim.
Babamın eski saban demirine rastladım.
Sapı çürümüş, ucu paslanmıştı.
Çocukken onunla oynadığım için
bir güzel azar işitmiştim.
Demiri kaldırınca
altından solucanlar çıktı.
Babam sağlığında onları
toprağın işçileri diye severdi.
Komşu seslendi:
“Seneye ekersin artık!”
Saban demirini yerine bıraktım.
Üzerini örttüm.
Avucumdaki toprağı silmeden
tapuyu katlayıp cebime koydum.
Babam bana dört dönüm bırakmıştı.
İki dönümünü yol almıştı.
Kalanında
babam çalışıyordu.
Yorumlar (0)
İlk yorumu sen yaz.