Mermere yetmeyen zaman

Mermere yetmeyen zaman
İpucu: metinden bir bölüm seçip düğmeye bas.

Hangi semanın saklı ayetidir yüzüne düşen aydınlık,

Hangi ezelî sır, gözlerinde kendine bir yeryüzü bulmuş?

Ben, kendi sonunu içinde taşıyan bir suyun mahkûmuyum;

Sen hangi ezelî kaynaksın ki, sende su bile kendini yeniden hatırlar?

Nasıl bir avuç toprağa sığmaz o ilk bahar?

Ben hangi duanın reddedilmiş tarafında kaldım,

Sen hangi duanın henüz söylenmeden kabul olmuş hâli?

Adını anmak, kışın avucumda tuttuğum bir kartopu;

İçimde yuvarlandıkça dağa dönüşür.

Bir harfin düşer kalbime, yüzyıllık taşlar yerinden oynar.

Ben seni düşününce zaman kendi kuyusuna çekilir,

Bir ömür dediğin, senin yanında bir anın gölgesi kadar.

Sende su yalnızca susuzluğu gidermez;

Sende su, susuzluğun neden yaratıldığını düşündürür.

Ben rüzgâr değilim ki geçtiğim yerde iz bırakmayayım,

Ben toprak değilim ki her ölüyü sessizce kabul edeyim.

İçimde adı konmamış bir kıyamet taşıyorum;

Sen gülünce bütün felaketler kendi sebebinden şüphe ediyor.

Hangi deniz kendi dibine kadar mavi kalabilir,

Hangi kandil kendi karanlığını aydınlatabilir?

Ben kendimi anlamak için ömrümü tüketirken,

Sen yalnızca var olarak varlığın sırrını ağırlaştırıyorsun.

Seni tamamlamaya çalışan her cümle, bitmemiş bir heykelin eksik kalan mermerine benzer;

Eksik olan heykel değil, mermere yetmeyen zamandır.

Hangi yetimin rüyasına saklanmış bir vatan?

Benim içimde bütün yollar bir göğe açılırken,

Söyle, hangi ezelî maviliğin sırrısın ki gökyüzü bile seni kendine sığdıramaz?

Bir gün kurursa içimde adını taşıyan nehir,

Yatağında kalan taşlara soracağım senden ne öğrendiğimi.

Belki diyecekler: Su, geçtiği yere hayat bırakır;

Belki anlayacağım; sevda, insanın kendinden eksilerek çoğalmasıdır.

Mahbubem, ben senden bir ömür istemiyorum;

Ömür, sonunu bilmeden yürüyenlerin ödünç aldığı zamandır.

Ben yalnızca şunu bilmek istiyorum:

İnsan, kendisini aşan bir güzelliğe hangi kalple dayanır?

Nasıl bir secdenin alnından eksik kalan toprak?

Ben sana baktıkça kendimi küçültmüyorum;

Yalnızca insanın ne kadar büyük bir bilinmeze sığabildiğini anlıyorum.

Ve eğer bir gün bütün isimler unutulursa,

Denizler kıyılarını, yıldızlar göğü, tohumlar toprağı yitirirse,

Ben yine de seni bir yerinden tanırım, mahbubem;

Çünkü bazı güzellikler gözde başlamaz, insanın kaderinde görünür.

Söyle bana, seni hangi kelimeyle çağırayım ki eksilmeyesin?

Sana bir isim verdiğimde, senden bir ihtimali eksiltiyorum.

Bir harf daha söylersem senden eksilecek sanıyorum;

Sanki kelimeler seni anlatmak için değil, senin heybetinden saklanmak için icat edilmiş.

Hangi mısra seni taşısın da kendi ağırlığından kırılmasın?

Ben seni anlatmaya başladığım her yerde susmayı öğreniyorum;

Çünkü sen, şiirin vardığı yer değil, kelimelerin neden yola çıktığısın.

Bu eser sende ne uyandırdı?

Bir duygu seç; yeniden tıklarsan geri alırsın.

Seçkiye ekle Paylaş:

Yorumlar (0)

İlk yorumu sen yaz.

Yorum yapmak için giriş yapın ya da üye olun.